"Enter"a basıp içeriğe geçin

Düşünen Adam Yazılar

YAŞAMIN HER ANINDA VUCUT DİLİ

İnsanları etkileyen gizli unsurlar hep ilgimi çekmiştir. Ve bunları doğru şekilde kullanmak bütün insan ilişkilerinde güçtür. İlişkilerimde oldukça faydasını gördüğüm bir konuda bahsedelim biraz… “vücut dili”. Çoğu insan aslında bilinçsizce bunu kullanır tıpkı hayatında hiç gülümseme görmemiş kör bir çocuğun gülümsemesi gibi. Fakat eğer siz bunu bilinçli kullanırsanız karşınızda ki insanı ya da insanları kısa sürede etki alanınıza alabilirsiniz. İnsanlar ağzınızdan çıkan sözlerle sizi anlamaya çalışsalarda büyük oranda vücut dilinizle sizinle iletişim kuruyorlar. Karşınızdakinin vücut dilini gözlemleyerek sözlerle maskelenen düşünceler varsa ortaya çıkartabilir ya da iletişiminizi hızlandırıp karşınızdakini daha kolay etkileyebilirsiniz.

Herkesin kendilerine ait kişisel bir alanı vardır. Kişisel alanlarımız etrafımıza oluşturduğumuz belli büyüklükteki boşluktan oluşur. Bunun ölçülebilir bir büyüklüğü yoktur. Bu görünmez boşluklar kişiden kişiye değişir. Yetiştiğimiz alanın sıkışıklığı veya genişliği bunu etkileyn unsurlardan birisidir. O yüzden bir insanın sosyolojik olarak bulunduğu yerler bu alanın belirlenmesinde önemli rol oynar. Tıpkı evimizde beslediğimiz evcil kedimizle, Afrika’nın uzak bölgelerinde yetişmiş bir aslanın kişisel alanları da doğal olarak farklılık gösterir.

Kişisel alanı bu kadar önemli yapan ise kimse kişisel alanına girilmesini sevmez aksine bundan rahatsız olur. Bazı yerlerde…

RENKLERİN ETKİLERİ

Renklerin insan hayatı üstündeki etkilerine yönelik 2002 bir dergi için yazdığım yazımı güncelleyerek blog açmanın verdiği rahatlıkla yeniden paylaşıyorum.

—-

Renklerin insanların üzerinde bıraktığı etkileri zaman zaman duymuşsunuzdur. Ancak insan gözünün ışık ve rengi algılayan ağ tabakasının görme sinirleri vasıtasıyla bunu beyne ilettikten sonra beyinde nasıl fizyolojik etkiler yarattığını renkbilimciler henüz açıklayamıyor.Aslında gözümüze gelen görüntü iki çeşit görme hücresi aracılığı ile taranır. Silindir veya çomak şeklinde olanlar ışığı, koni şeklinde olanlar ise rengi algılar. Gözümüzde 7 milyon konik ve 100 milyon kadar silindirik hücre vardır.

Renge duyarlı konik hücreler ağ tabakasının ortasında, ışığa duyarlı silindirik hücreler ise kenarında daha yoğundur. Bu nedenle gece gökyüzünde gözümüzün kenarından gördüğümüz bir yıldızı, ona doğrudan bakınca göremeyiz. Çünkü burada ışığa hassas silindirik hücreler daha az olduğundan görüntü kaybolur. Aynı şekilde gözümüzün kenarıyla baktığımız şekillerde…

SIDESUTYUN HRANT!

tanimadan sevilen uzaktan bir akraba gibiydi ya da sonradan pesime takiliveren bir gecmisin noktasi, virgülü, bas harfi.
hic bilmedigim abim, kardesimdi;

hrant dink,

seninle ilgili cok planim vardi.. daha dun gece senden bahsetmistik.. ertesi gun bir telefon gelir inanamam duyduklarima.. hemen haber sitelerine girerim sonra su resmi görürürüm;

ve bakakalirim.. nefes alamadigimi hissederim bu resme bakarken.. yanlis bi seyler vardir cünkü bu resimde.. herhangi bir resimde olmamasi gereken cok sey vardir.. ölüm var en cok ama, ölümden öte bir sey var. en umursamaz insanin bile canini yakan bi sey.. anlayamam önce, edinilmis o sakin, nötr dünya görüsümle.. sonra dank eder inceden.. alti yirtilmis ayakkabilarinin sag tekini görürüm. o yirtiktan hayatina, sorunlarina, cektigin acilara dair cikarimlar yapar beynim.. o yirtik pabuclu insanin her gün tasidigi kaygilar gelir aklima.. sonra kendi kaygilarim.. bugulu bakislarin iyice anlam kazanir bay dink, niye o kadar bugulu bakmak zorundasin ki? sonra tam üc tane cocugun oldugunu düsünürüm.. seranin nese dolu tavirlarini sonra seraya aldigin son fotograf makinesini ve tekrar yirtik pabuclarini.. o yirtik pabuclara sahip olan adamin her aksam onlar uyurken cocuklarinin sacini oksadigini, bunu yaparken gözlerinin doldugunu, ama her seye ragmen yasadiklarina deger oldugunu düsünürüm, her…