"Enter"a basıp içeriğe geçin

Neden?

Bugün Twitter’da her gün karşılaştığımız özlü paylaşımlardan birisi şöyle diyor;

Aristo’ya sormuşlar;
-Yalan söylemekle ne kaybederiz?
Cevaplamış;
-Doğruyu söylediğiniz zaman bile karşınızdakini inandırmayı.

Okuduğum zaman gülmeye başladım. Çünkü M.Ö 300’lü yıllarda yaşamış birisinin o sırada fark ettiği gerçekleri 2500 yıl sonra yeni keşfetmiş edasıyla paylaşıyor ve bundan utanmıyor olmamız komik geldi.

Aristo bunu 2500 yıl önce söylemiş. 30-40 değil, 2500 yıl diyorum.

Sen nasıl egoist bir canlısın ki 2500 yıldır bilimsel dönüşümler dışında kendine dair hala aynı farkındalıklara sahipsin? Hala neden kendine yalan söyleme, çalma, kötülük yapma gibi ilkel kötülükleri, yanlışları öğretmeye çalışıyor, bunları konuşuyor bunlara kafa yoruyorsun?

Bilimde kabuller şöyle gerçekleşir; önce birisi ortaya bir tez atar, birileri bunu dener, sağlamasını yapar, anti tezlerini üretir ve değişkenler değişmediği sürece varılan sonuç doğru kabul edilir.

Eğiterek aynı olmaya zorlandığımız, farklı değil de benzer olmak üzerine eğitildiğimiz için midir bilmiyorum fakat gerçekten neden insanların mutluluğu bu kadar isteyip mutsuz olmak için düşünmeden hareket ettiklerini bir türlü anlayamıyorum?

Bu kadar basit bir gerçeği insanoğlu olarak neden bir türlü toplumun genelinin yaşayış şekline yansıtamıyoruz? Neden bireyler olarak buna yardımcı olmuyoruz?

Toplumun çoğunun sosyal paylaşımlarına, sohbetler sırasında ki serzenişlerine bakınca görüyorsun ki insanlar aslında mutlu ya da çok mutlu değil.

Tamam ama samimi değil. Mutluluğun yolunu bundan bilmem kaç yıl önce bir sürü insan bulmuş, sağlamasını yapmış, çalışmayan, seni mutsuz eden değişkenleri sana tek tek söylemiş ve bunu bugüne kadar taşıman için yazı, hikaye, fotoğraf, film vb bir sürü kanıtıyla bırakmış. Her şeyin bu kadar açık olduğu durumda sen mutluluğun için yapman gerekenleri yapmayınca çoğu insanın mutsuzum serzenişleri sahteleşiyor.

Bu mutsuzluk serzenişleri ve sahteliklerine bir bakalım;

Birisi diyor ki;

-Siyasi gündem çok canımı sıkıyor, artık huzurlu gündem istiyorum.
+Kime oy verdin?
-Tatile denk geldi, oy kullanamadım.

-Bir türlü gerçek aşkı bulamıyorum… aslında aşk benim için her şeyden değerli.
+Son ilişkin niye bitti?
-Yalan söylemiştim, ayrıldı.

-İnsanların duyarsızlığından, sahteliğinden, hiç bir şey olmamış gibi hayatlarına devam etmelerinden sıkıldım.
+Şu an teleferikte gezideyiz, az önce selfie çekip paylaşıyordun, sen 2 gün önce kürtaj olmadın mı?
-Evet ama bu farklı.

-Hayvanlara iyi davranılsın istiyorum, köpeklere barınaklarda iyi bakılmadığı için çok mutsuzum.
+Nasıl yani, geçen gün birlikte fotoğraf çekip paylaştığın kuzuyu 2 gün sonra kesip sizin lokantada köfte yapmadılar mı?
-O farklı, beğeni almak için toplumun sevdiği hayvanları sevmem gerekiyor.

-AKP bence çok faşist ve gerici, dünyanın daha iyi bir yer olması için bence tüm dindarlar ölmeli.
+Sen mi daha insancıl ve ilericisin?
-Evet.

-HDP öncelikle kürdistanı ve kürtleri destekleyerek demokrasiye zarar veriyor. Seçimde CHP’ye oy verdim bence kapatsınlar HDP’yi, ben demokrasiyi ve huzuru özlüyorum.
+Demokrasi bu mu?
-Evet.

Sürekli bunlara benzer diyaloglar ve sahtekarlar görüyorum. Gerçekten anlamıyorum, neden bir şeyi gerçekten istiyorsan ve yıllardır biriken gerçekler varken hala nasıl bu kadar sahtekar, yalancı, egoist olabiliyoruz?

Evet insan hata yaparak daha kolay öğreniyor, bu yüzden de ilk hatayı yapana kadar öğrendiğimiz her şeye şüpheyle yaklaşıyoruz. Fakat bir hatayı yapmış ve bedellerini ödemiş olmamıza rağmen neden hala aynı hatayı yapıp farklı sonuçlar bekliyoruz?

Neden iyiyi, güzeli, doğruyu, insancıl olanı seçmek, en güzel şarkıları, en güzel filmleri, en güzel hikayeleri, en güzel yerleri, en güzel yemekleri konuşmak varken en kötü ve sıkıcı olanları hayatımıza sokuyoruz? Sokmalarına izin veriyoruz? Neden yalanlar söyleyip önce kendimizi, sonra insanları kandırmaya çalışıyoruz? Neden mutsuzum, hata üstüne hata yapıyorum yardım edin ben başaramıyorum diyemiyor ve samimi yardımları gurur yapıp kabul etmiyoruz?

Öyle bir hale geldik ki, iyiyi güzeli seven, rengine, neye inandığına, neyi sevdiğine kim olduğuna bakmadan kucaklayabilen gerçek insanlar gördükçe gözlerimiz dolmaya, tanışıyor değiş, kavuşuyor hissetmeye başladık. Halbuki hepimizin isteği güya mutlu olmak, iyiyi güzeli yaşamak değil miydi?

Gerçekten iyiyi güzeli isteyen, 2500 yıl önceki sorunsalları değil de, hayata, evrene, bize dair yep yeni soruları, doğruları, yanlışları konuşabilen, düşünebilen ve bunlara sahip olmak için böyle yaşayan dönüşmeyi başarmış insanlara selam olsun!

Daha önce bir çok şeyi yapmadan önce neden diye sorsaydı eminim farklı kararlar alacak olan tüm sahtekar ve kendine daha önce neden diye sormamış herkese soruyorum, neden mutlu olmayı bu kadar zorlaştırıyorsunuz?

Hala mutsuzluğunda katkısının büyüklüğünü görmeyip bahane üretenlere de ek bir bilgi; yapılan herhangi bir şeyle ilgili üretilen bahaneler özgür iradeyi yok saymaktır. Uygulanan özgür irade testi de şudur: Biri başınıza silahı dayamış olsa yine aynı şeyi yapar mıydınız?

“Hayır başıma silah dayanmış olsa bunu yapmazdım” diyorsanız, o zaman davranışınız özgür iradenin kapsama alanındadır; bahaneler yalandır.

Belki işe yarar diye bir kez daha soruyorum, her şey apaçık ortadayken neden sahtekarlaşıp, güya gerçekten mutlu olmayı isteyip, mutlu olmayı bu kadar zorlaştırıyorsunuz?

Neden?

3:57 AM

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir