"Enter"a basıp içeriğe geçin

Sadakat

erkeklerin kadınlardan daha yalnız olduklarına dair inancım bu kelime üzerine düşünmeye başladıkça daha da güçlendi.

kadınların gürültülü bir yalnızlığı var; uzak mesafeden bile seziliyor,
saçlarının dağınık ayrımından, tırnaklarının sarılığından, buruşmuş sigarasından, bir ağlayıp bir gülen dudak kenarından.
her kadın bir şekilde “yalnızım” alt yazısını karşı tarafa okutuyor.
bundan sonraki herşey, o karşı tarafın vicdanına kalmış.
hiç yokmuş gibi görmezden gelebilir,
görüp, gördüğünü de söyleyip boşverebilir,
görüp bir süre şevkatle kalıp, sonra çekip gidebilir,
görüp, o yalnızlığı cehenneme gömüp, baş köşede kalabilir.
hepsi ne istediğini bilen vicdanına bağlı
ve hiç biri yanlış değil.
hiçbiri.

ama erkekler için durum bu kadar açık, anlaşılır ve umutlu değil.
onlarda sıra tersten işliyor.
bir erkeğin yalnız olduğunu anlamanız çoğu zaman mümkün olmuyor.
hatta bu konuda nirvana ya ulaşıp, kalabalık bir kadroyla yaşayan ve kendi tabirleriyle “dibine kadar” yalnız olanları mevcut.
kalabalık kadrodan kastım; güzel ve genç kadınlar (kendilerinden en az 5 yaş küçük),
ortamlarda farkedilen adam olma hissiyati ve bunu takiben iltifat dolu bir hayat,
aktif bir sosyal paylaşım hesabı,
aksiyon dolu haftasonları,
kafa dengi elemanlarla dolu zamanlar,
konserler, loş barlar, spor salonu üyeliği,
cepte para, kartvizitte etiket,
bol seks – sıfır sevişmek vs vs… (evet, bu ikisi farklı kavramlar ve aradaki farkı her ademoğlu biliyor.)
işte bu yalnızlığın kökünde bu kalabalık kadro yatıyor.

peki bu kuru kalabalık neden?
bu hale gelmeden evvel, tek bir kadını tüm sadakatiyle seven bir adam,
onun bıraktığı boşluğu daha büyük bir boşlukla doldurmak için delicesine uğraşıyor.
işte o uğraşlar sonucu geldiği nokta burası;
değersiz kalabalıklar, küfür gibi temaslar…

sadakatsiz kadınlar, erkekleri zalim yüzlülere çevirdi,
şimdi onlar da intikamlarını başka başka kadınlardan alıyor.

sadakat insan ilişkilerini terk ettiğinden beri kimse huzur bulmuyor.

aşktan dert yanan kadınlara, kimin canını yaktın diye sorun,
sen kimin canını yaktın…
böyle dediğim için aforoz edileceğim belki ama
kendilerini üzen erkekleri, bu kadınların kendi sığ yürekleri yarattı.

onlar yüzünden hem başka kadınlar hem hayatlarına girdikleri adamlar yara aldı.

sadakat gitti, aşk bitti.

sadakat; kadınlara en yakışan hâl,
aksi durumda katil de maktul de birbirine karışıyor.
erkekler aşıkken zaten sadıklar, ellerinden başka bir şey gelmiyor.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir