Duyguların yanında kelimelerin kifayesiz kaldığı bu dönemde kelimelerin anlam yükleyebileceğini düşündüğüm birşeylerden bahsedeyim istedim. Hayatımda bazı insanlar duruşuyla, ağzından çıkan bir kaç sözcükle bile beni kendisine hayran bırakabilir. Mesela Ali Nesin... ağzından çıkan 2 söz... masumca bir itiraf... rakı içişi... hayata bakışı... yaşadıkları.. benim için bütünüyle bir hayranlık örneği. Son dönemde quantum teorilerine inanır oldum... öyleki son dönemde en fazla vakit geçirdiğim şey Zeki Demirkubuz ve Kıskanmak filmi. Hayatıma giren bu film ve kişi oldukça farklı hayranlık ve sorgulamalara neden oldu. Önceklikle Zeki hocadan bahsedeyim. Tanışmadan önce korkulası bir adam olarak tanıdığım birisiydi. Fakat bu düşünceyle ne kadar duvar koymaya çalışsamda duvarları yıkacak kadar mütevazi, içten ve adı gibi Zeki birisi. Öyleki kişiliği tanıdıkça yaptığı işin, yaptığımız işin önüne geçer oldu. Konuşurken sergilediği tavırdır, bir işe bakış açısıdır, hayata karşı duruşudur herşeyiyle beni benden alır hayranlığımı kazanır oldu. Bir insan toplantıya “Yaa nerden çıktı bu toplantı tam evde çamaşırları toplayıp mis gibi çamaşır kokusunu içime çekiyordum” diye başlarsa onu sevmemek, bu doğallığına ve içtenliğine kapılmamak olur mu? Bilmeyenler için Zeki Demirkubuz filmleriyle(Kader, Masumiyet, Yazgı vb) sinema ve edebiyat dünyası tarafından çok beğenilen filmlere, senaryolara ve projelere imza atmış birisi. Filmleri satış kaygısı taşımadığı için işin ticari boyutundan çok kalitesiyle ilgilenmiş. Son filmi Kıskanmak içeriğide biz insanlara ait mutluluk arayışı (ve bulamayışı) üzerine kurulmuş, Nahit Sırrı Örik’in yazıldığı zamanın öte...

SON YORUMLAR