KİŞİSEL

İnsan olmanın zorluğu

3 Yorum 29 Ocak 2009

2 gün önce dişlerimi dönemsel bakım ve temizliğini yaptırdıktan sonra sigarayıda bırakmış olmanın getirdiği psikolojiyle kendimi Moda Nargile’ye atarak bir film izleyim dedim. Şans ya seçilen film Magnolia idi. Filmi çok önce bir kez izlemiştim fakat tek hatırladığım 3 saatlik bir film olduğu ve beni etkilediğiydi fakat öyle bir dönemde 2. Kez izlemiş bulundumki ilaç gibi geldi. Dünde bir arkadaşımda kaldım “Zeitgeist, Addendum”u izlettirdim biraz bunuda kendiniz için, farkındalık için, nasıl bir dünyada yaşadığınızı ve elinizde kalan masum şeylerin değerini daha iyi anlayabilmek için mutlaka ama mutlaka izleyin. Adının Manolya olmasının nedeni ise Manolya çiçeğinin sadece bir gün açması ve filmin bütünün bir gün içinde geçmesinden kaynaklanmaktadır. Zekice küçük oyunlarla göndermelerle dolu pt anderson. Filmin genel konusu insanların bir nedenle yaptıkları tercihler dolayısıyla başkalarının hayatlarını etkileyerek sonrasında pişmanlık duymadan güya geçirilen vakit sonrasında insanların kendi içlerinde o pişmanlıklarından huzurlu ölemediklerini, yaşarlarken bile yaşadıkları ikilem...

Devamını Oku

KİŞİSEL

Sözün özü…

2 Yorum 21 Ocak 2009

Bu blogda yazım kurallarını önemsemiyorum. Çünkü bu blogda hayatımda hırsın yer almadığı, yarışmaya ve bir şeyleri beğendirmeye zorlanmadığım bir alan olması için yazılıyor. Okuldu, işti, vs.'ydi bütün bu alanlarda herkes "ezmeye" özendiriliyor. Birilerinin üstüne basarak iş yapılıyor. Sonra da kişisel gelişim kitapları ve bu işin "uzmanları" "her insan özeldir, bir tanedir" diyor. Bırakın bunları! Her neyse dediğim gibi bu günlük hayatımda kimseyi ezmek zorunda olmadığım bir alan yaratmak için yazılıyor.beğenilme, beğendirme vs. kaygısı olmaksızın beni anlatıyor. Beğenmeyen okumasın! Bugun bir süredir yaptığım temizliği tamamladım. Odamdan, eski eşyalarımdan, bilgisayarımdan, şarkılarımdan, telefonum defterimden tutun hayatımdaki her alanı düzenle/yeme/dim. Her eşyayı atmadan önce bir düşünüyorsunuz ne anlam...

Devamını Oku

KİŞİSEL

Trendsetter Röportaj

1 Yorum 20 Ocak 2009

İşlerimin yoğunluğundan yükleyemediğim Aralık ayında, Moda, Stil, Tasarım dergisi olan Trendsetter'ın "Yaratıcı" bölümünde yayınlanan röportajım. ---- Yayın: Trendsetter / Aralık 2008 Söyleşi : Zeynep Sipahi Bize kendinden biraz bahsedebilir misin? Bugüne kadar neler yaptın ve web tasarımıyla ilgilenmeye nasıl başladın? İlkokul ve ortaokulda oldukça sosyal bir çocuktum. Daha çok sporla ilgileniyordum, ama o sıralar çocuklar mühendisliğe itildiği için lisede Anadolu Teknik Lisesi’ne gittim ve makine okudum. Makine mühendisi olmak istiyordum, ama hiç beklediğim gibi çıkmadı. Beklediğim gibi çıkmayınca kendi kendime tasarımlar yapmaya başladım. Sonra Bilge Adam’dan web master olarak çalışmam için teklif geldi. Daha lise sondaydım. Okul çıkışları oraya gidiyordum. Şirketin sahibi beni çok sevdi. Oradaki derslere girmeye başladım. Kendimi çok hızlı geliştir...

Devamını Oku

KİŞİSEL

1 gece, 3 mekan, tonlarca ders

1 Yorum 18 Ocak 2009

Bir süredir uğraştığım tez projesinin sunum kısmını tamamlayıp yüklemenin verdiği rahatlama ve iddiada kazanılan bir programı gerçekleştirmek için Cumartesi gecem Bambi’de pide döner ve limonata eşliğinde başladı. Neden bilmiyorum yinede oldukça ümitliydim bu geceden. Lebi Derya’da oldukça eğlenceli bir şekilde kişi başı 1 şişe beyaz şarap içilerek devam ettikten sonra 11 gibi gelen bir davetle daha önce hiç gitmediğim ve genellikle gitmeyi sevmediğim kasıntı bir ortama sahip olduğunu düşündüğüm Ulus 29’a gittik. Gidip manzarasını gördükten sonra mekan hakkındaki fikrim değişti o ayrı, öyle güzel bir boğaz manzarası varki içkinizi masanızda yudumlarken kendinizi şehirin ışıklarında kaybolurken bulabiliyorsunuz. Mekan değişikliğiyle aralarda sokuşturulan hayat derslerinden kurtulduğumu düşünüyordumki çok daha derin hatta hayatımın en anlamlı konuşmalarından birisininin içinde buldum. Bu konuşmanın...

Devamını Oku

KİŞİSEL

New York Rüyası

1 Yorum 18 Ocak 2009

Fotoğraf Teknikleri dersi için hazırladığım sergi projesi için New York gezim sırasında çektiğim çektiğim fotoğraflar ve arkadaşımla birlikte hazırladığım yaşadığım olayları fotoğraflarla kurgusal şekilde anlatan sergi giriş metni. --- Gerçek ya da metafor olsun, her rüya bir güzellik, bir umut taşır içinde. Bazı rüyalar göz kamaştırır, bazıları ise iç ürpertir. Güzel ile çirkinin, umut ile korkunun böyle yakın durması tedirgin eder insanı. New York herkesin göğsüne bir süs iğnesi gibi tutturulmuştur. Umut doludur, gelecek ve güzel günler vaat eder. Göğse batma hakkı ışıklarında saklıdır. Binaları, insanları, heykelleri, gecesi ve gündüzüyle bir rüyadır New York. Brooklyn'in alfabetik caddelerinden birinde taksiye ihtiyaç duyduğunuz anda kötü bir rüyaya dönüşebilir yinede. O ünlü buharın içinden sarı bir taksi çıkagelir; adres bilmeyen, üstelik İngilizce konuşamayan Bangladeşli bir şoför vardır içinde. Taksiden inince rahatladığınızı düşünürken, birden şehrin kokuşmuşluğunu bir giysi gibi taşıyan insanlardan birisiyle...

Devamını Oku

KİŞİSEL

Madem yakışıklısın neden sevgilin yok

6 Yorum 13 Ocak 2009

Yıllardır çeşitli ortamlarda, çeşitli insanlardan duyduğum bir sorudur. Son zamanlarda içinde olduğum durumdan dahada duyar oldum “çıksana abi birisiyle bir sürü var” -madem yakışıklısın, neden sevgilin yok? -madem çapkınsın, neden Cumartesi gecesi evdesin? -madem çok yemek yiyorsun, neden şişman değilsin? -madem çok eğlencelisin neden hiç arkadaşın yok? -madem çok zekisin neden birisine takılıp kalıyorsun? gibi sorular sorabilir? bunu hangi cesaretle ve mantık ile yapabilir? ve en önemlisi... bir sonuca ulaşmak için kaç farklı nedenlerimiz olmalıdır? Bir insanın hayatında bir sevgiliye yer açabilmesi için yakışıklı ya da güzel olması belki de en önemsiz...

Devamını Oku

MÜZİK KUTUSU

Get the Flash Player to see the wordTube Media Player.

TWİTTER

EnglishFrenchGermanItalianPortugueseRussianSpanishTurkish

© 2009 Düşünen Adam . Tüm hakları saklıdır. Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapabilirsiniz.